Hukuksal İşlemler
Hemen Ara1- MEDENİ HUKUK : Medeni Hukuk; bireyler arasındaki ilişkileri, eşitlik ve irade özgürlüğü ilkelerini esas alarak düzenleyen özel hukukun bir dalıdır. Özel hukuk dalları; medeni hukuk, ticaret hukuku ve milletlerarası hukuktur. Medeni hukuk, özel hukukun temeli sayılan ve düzenlediği ilişkiler bakımından en kapsamlı olan özel hukuk dalıdır. Kişiliğin elde edilmesinden sona ermesine kadar geçen süre içinde, ticari ilişkiler dışında kalan, tüm özel ilişkileri içine alır.
Yürürlükteki Türk Medeni Kanunu’muz 1 Ocak 2002 yılında yürürlüğe giren 4721 sayılı kanundur. Kişiler hukuku, aile hukuku, miras hukuku ve eşya hukuku olmak üzere toplam dört kitaptan oluşur. Borçlar hukuku ise ayrı bir kanunla; 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile düzenlenmektedir.
Medeni hukuk; kişi hukuku, aile hukuku, miras hukuku, eşya hukuku ve borçlar hukuku olmak üzere kendi içinde beş ana hukuk dalına ayrılır.
a- Kişi Hukuku : Kişiliğin başlangıcı ve sonu, kişiliğin korunması, kişisel durumların sicili, yerleşim yeri gibi kavramları içine alan kişi hukuku, gerçek kişilerin yanı sıra tüzel kişiliklerden dernek ve vakıfları da inceler. Kişiler hukuku Türk Medeni Kanunu’nun 8. maddesi ile 117. maddeleri arasında düzenlenmiş olup; hak sahibi olan varlıkların yani kişilerin ehliyetlerini, kişisel durumlarını, akrabalık ilişkilerini, yerleşim yeri ile olan ilgilerini, kişiliğin başlangıcını, sona ermesini, korunmasını düzenleyen medeni hukuk dalıdır.
b- Aile Hukuku : Adından da anlaşılacağı üzere, aile kavramını ve bu kapsamda nişanlanma, evlenme, boşanma, velayet, nesep gibi konuları inceler. Aile Hukuku, Türk Medeni Kanunu’nda 118 – 494. maddeler arasında üç kısım olarak düzenlenmiştir. Birinci kısım evlilik hukuku, ikinci kısım hısımlık ve üçüncü kısım vesayet başlığını taşımaktadır. Evlilik Hukuku kısmında, dar anlamda aileye ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, evliliğin nasıl kurulduğu, evliliğin hangi hükümlere tabi bulunduğu, eşler arasında hangi mal rejimlerinin geçerli olduğu ve evlilik birliğinin nasıl sona erdiği konuları ele alınmıştır. Hısımlık başlığını taşıyan ikinci kısımda ise geniş anlamda aile ilişkilerine dair düzenlemelere yer verilmiş, soybağının kurulması, aile ve aile ilişkileri ele alınmıştır. Vesayet başlığını taşıyan üçüncü kısımda ise, şahsi ve mali menfaatlerini koruyamayacak durumda olan küçüklerin ve kısıtlıların korunmasını ve işlerinin yürütülmesini sağlayacak ve devlet kontrolü altında işleyecek bir teşkilatın yapısı ve idaresi düzenlenmiştir.
c- Miras Hukuku : Bireyin ölümünden sonra mallarının, alacaklarının ve borçlarının durumunu düzenleyen medeni hukuk dalıdır. Miras Hukuku, murisin (ölen kişi) terekesinin (ölenin malvarlığı) akıbetini düzenleyen hukuk normlarına dayanmaktadır. Miras hukukuna ilişkin hükümler, Türk Medeni Kanunu’nun 495-682. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Şahsın ölümü ile terekede bulunan hak ve borçlar kül halinde mirasçılara intikal etmektedir. Kişi kanunun belirlediği şekilde yasal mirasçı olabileceği gibi murisin ölüme bağlı tasarrufu ile de mirasçı sıfatını kazanabilmektedir; ancak muris, saklı pay hakkına sahip yasal mirasçıların saklı payları üzerinde tasarrufta bulunamayacaktır. Miras hukukunda mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nda sayılan koşullar dâhilinde mirasçılıktan çıkartılabileceği gibi; mirasçıların doğrudan yasal süresi içerisinde mirası reddetme hakları da bulunmaktadır.
d- Eşya Hukuku : Kişinin gerek taşınır gerek taşınmaz mallar ile kurduğu bağları düzenler. Zilyetlik, tapu sicili, ayni hak, mülkiyet, rehin, ipotek gibi konular bu kapsamda incelenir. Eşya hukuku, Medeni hukukun, kişilerin eşya (mallar) üzerinde doğrudan doğruya hakimiyetinden doğan meseleleri düzenleyen kısmıdır. Eşya üzerinde doğrudan hakimiyet sağlayan haklara “aynî haklar” denir. Eşya hukukunun temel konusunu ayni haklar teşkil eder. Prensip itibariyle eşya üzerindeki hakimiyet “fiili hakimiyettir” ve buna “zilyetlik denir”.
e- Borçlar Hukuku : Kişiler arasındaki borç ve alacak ilişkilerinin düzenlendiği hukuk dalıdır. Taraflar arasındaki borç ilişkisini yasal olarak ele alan ve her iki tarafın haklarını sınırlayan/belirleyen hukuk birlim dalına borçlar hukuku adı verilmiştir. Alacaklı ve borçlunun birbirlerine karşı olan sorumluluklarını yasal olarak ifade eden hukuk bilimidir. Her iki tarafın sahip olduğu haklar ve bu hakları hangi durumlarda ne şekilde kullanabilecekleri de borçlar hukuku ile birlikte resmiyete dökülmüştür. İki taraf arasındaki hukuki bağ olarak da tanımını yapmak mümkündür. Genel ve özel hükümler olmak üzere kendi içinde iki alt dala ve uygulama biçimine sahip olan hukuk bilimi, her iki tarafın da hakkını en iyi şekilde savunmaktadır.
2- GAYRİMENKUL HUKUKU : Bireyler veya kurumlar arasındaki arazi, arsa, ev, daire, apartman vb. taşınmaz mallarla ilgili mevzuatları kapsayan bir hukuk dalıdır. Gayrimenkul hukuku tapu ve tescil davaları, istihkak davaları, kira bedeli tespiti ve tescili, kamulaştırma davalarında meydana gelebilecek anlaşmazlıklara çözüm getirir. Taşınmaz mallar ait davaların çok sık yaşanıyor olması ve dava süreçlerinde farklı kanun branşlarına da atıf yapılması gayrimenkul hukukunu oldukça önemli kılmaktadır. Gayrimenkul hukukuna temel teşkil eden dava türleri konut, arazi, tarla, bina gibi farklı gayrimenkul davalarından meydana gelmektedir. Gayrimenkuller ile alakalı olarak açılan davalarda dava konuları; Tapu davası, İstihkak davaları, Kira davaları, Kamulaştırma davaları ve İzaley-i Şuyu davalarıdır. gayrimenkul hukuku bu davalarda kişilerin birbirleriyle, kişilerin kurumlarla ve kurumların kurumlarla olan gayrimenkul ilişkilerini ele almaktadır.
Gayrimenkul hukuku, eşya hukukunun önemli bir parçası olup, eşya hukukuna bağlı olarak meydana gelen uyuşmazlıkların büyük bir çoğunluğunu kapsamaktadır. Birçok istisna ve detay barındıran gayrimenkul hukuku, tek bir dava içerisinde farklı hukuk dallarıyla girift bir şekilde biçimlenebilmektedir. Bu sebeple oldukça karışık ve zor bir hukuk dalı olarak görülmektedir. Genellikle Asliye Hukuk mahkemelerinde görülen davalar, özellikle gayrimenkul davasına konu olan taşınmazın bulunduğu yerlerdeki mahkemede açılan davalarla şekillenmektedir.
a- Tapu Davaları : Taşınmazlarla ilgili dava konularından biri tapu davalarıdır. Tapu tescil veya tapu iptali gibi dava türlerini kapsayan tapu davalarında, hukuka aykırı olan düzenleme varsa düzeltilmesi ve bu sebeple yaşanan mağduriyetlerin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Mülkiyet hakkını içeren bir dava türü olup Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanında bulunmaktadır. Taşınmazın bulunduğu yerdeki mahkemelere müracaat edilerek, istendiği takdirde avukat vekâletiyle yürütülebilir.
b- İstihkak Davaları : Bir başka dava konusu da İstihkak davalarıdır. Bu tür davalarda taşınmazların başkaları tarafından haksız yere işgal edilerek kullanılması dava konusudur. Zaman aşımının söz konusu olmadığı bu tür davalar zilyetsizliği haksız yere elinden alınan kişi veya varisleri tarafından taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan davalarla takip edilir.
c- Kamulaştırma Davaları : Kamunun yararı gözetilerek, özel mülk, arazi gibi gayrimenkullerin eder fiyatları ödenerek kamulaştırma işlemlerine yapılan itiraz veya anlaşmazlıklara yönelik açılan davalardır. Arazi ve arsalarda oldukça sık görülen kamulaştırmalar, kamu ihtiyaçlarına uygun olması halinde ev, apartman gibi yapıları da kapsayabilmektedir. Belediyeler, karayolları gibi kamu kurumları tarafından yapılan kamulaştırma işlemlerinde, acele kamulaştırma, trampa yoluyla kamulaştırma ve kısmi kamulaştırma yapılabilir.
d- Kira Davaları : Gayrimenkul hukukunda farklı alt davalarıyla oldukça geniş kapsamlı bir dava konusudur. Kiracı veya mal sahibi tarafından açılabilir. Genellikle, kira bedeli veya tahliye sebebiyle oluşan uyuşmazlıklar dava konusudur. Kira bedeli davaları taraflar arasında kiraya konu olan gayrimenkulün kira bedelinin belirlenmesi amacıyla açılan davalardır. Kira sözleşmesinde belirlenmiş olan kira artışlarına uyulmaması veya kiracıyı mağdur eden miktarlarda kira artışı taleplerinde Sulh hukuk mahkemelerine dava açılabilir.
e- İzaley-i Şuyu (Ortaklığın Bitirilmesi) Davaları : İki veya daha fazla ortağı bulunan taşınır veya taşınmaz mallardaki ortaklığı bitirmek amacıyla açılan davalardır. Davalar gayrimenkulün bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemelerinde açılabilir. Genellikle oldukça uzun süreçli olarak devam eden davalar, satış yoluyla ortaklığın sonlanması veya taksim edilmek suretiyle ortaklığın giderilmesi şeklinde açılabilmektedir. Gayrimenkul hukukunun kapsama alanına giren davalar birçok alt dalı olan davalardır. Farklı yasaların gayrimenkul hukukuyla birlikte değerlendirmesi gereken özel durumlar oldukça sık yaşanmaktadır. Taşınmazın özelliği ve açılacak dava türleri, farklı hukuk dallarının uzmanlık alanlarına girebilmektedir.
3- TİCARET HUKUKU : Ticaret hukuku ile uzmanlık gerektiren ve daha karmaşık hale gelen borçlara, şirket yükümlülüklerine dair hususlar teknik hesap ve kavramlarla daha net olarak açıklanır. Borçlar kanununda kısmen değinilen veya boş bırakılan alanları dolduran ticaret hukuku, aynı zamanda da ticari bir işletmeyi ilgilendiren her konu hakkında kanuni bir çerçeve belirler. Ticari şirketlerin yapıları, kuruluşları hakkındaki kapsamlar, örgütlenme biçimleri, çalışma ve faaliyetlerinin nasıl sona erdirilebileceği, değerli görülen evrakların hangileri olduğu, bunlarla ilgili muamelelerin şekilleri, özel sigorta ile ilgili kapsam ve yükümlülükler ile deniz hukukuna yönelik kapsamlı bir çerçeve çizer. İki tacir arasındaki hukuki işlemleri ele alan hukuk dalı denilebilir. Çok kapsamlı bir hukuk dalı içerisinde şirketler hukuku, kıymetli evrak, deniz ticareti gibi önemli bölümleri barındırmaktadır.
4- DEVLETLER ÖZEL HUKUKU : Farklı ülke vatandaşı olan bireyler arasındaki özel hukuk ilişkilerini düzenleyen hukuk dalıdır. Bu durumdaki kişilerin miras, alacak, mülkiyet ilişkileri bu hukuk dalı içinde düzenlenir. Bir Alman kadınıyla evli bir Türk vatandaşı, Amerika da yaşamakta iken ölürse, hanımı ve çocukları arasındaki miras ilişkilerine hangi devletin kanunları uygulanır? Bu sorunun cevabı Devletler Özel Hukuku kurallarında yer alır. Bu hukuk koluna giren kurallar, kanunlarla ve devletler arasında yapılan anlaşmalarla çözümlenir.
5- İŞ HUKUKU : İş hukuku, iş ilişkilerini düzenler. Konusu, bireyler arasındaki iş ilişkileridir. Bağımlılık kriterinin iş hukukunda önemli bir yeri vardır. İşi veren ile işi yapan arasında bağımlı bir hukuki ilişki varsa bu, iş hukukunun kapsamına girer. Arada bağımlı bir ilişki yoksa, iş hukukun kapsamına girmez. İşçi, işverenin emir ve talimatlarına uymak zorunda olduğu için bağımlı bir ilişki vardır. Mesela, doktor ile hasta; terzi ile müşteri; avukat ile müvekkil arasında bağımlı bir ilişki yoktur. Ancak, bir fabrikada revirde çalışan bir doktor ile işveren arasındaki ilişki ya da bir şirkette hukuk müşaviri olarak çalışan avukat ile şirket arasındaki ilişki, bir iş hukuku ilişkisidir. Zira, burada bağımlılık kriteri gerçekleşmektedir. Bu yüzden iş hukukunun kapsamına girer. Devlet memuru ile devlet arasında bir atama ilişkisi vardır. Bu, kamu hukukuna ilişkin bağımlı bir ilişkidir ancak iş hukukunun kapsamına girmez. Devlet ile memur arasındaki ilişki idare hukukunun kapsamındadır. İş hukuku, iş ilişkisi içinde olan kişilerin uyulması zorunlu kurallar bütünüdür. İş hukuku resmi bir iş yerinde hizmet akdi ile başlayan ve çalışmasının karşılığında ücret alan işçi ile işveren arasında ve bunların bağlı olduğu topluluklarla (SGK, İş ve İşçi Bulma Kurumu, sendikalar, odalar, Çalışma Bakanlığı, vakıflar, dernekler vb.) olan ilişkileri düzenleyen uyulması zorunlu kurallar bütünüdür.
6- İCRA İFLAS HUKUKU : İcra İflas Hukuku veya cebri icra hukuku ya da takip hukuku kavramları da kullanılmaktadır. İcra iflas hukukunun konusu, alacaklıların alacaklarına kavuşmaları için, devlet yardımı ile borçlarını yerine getirmeyen borçlulara karşı cebri icra uygulanmasıdır. Bu çerçevede, icra organı borçlunun el koyduğunu mallarını satar ve satımdan elde edilen para ile de alacaklının alacağı karşılanır. İcra organı tarafından gerçekleştirilen her işlem icra takip işlemi değildir. Bir icra işleminin, icra takip işlemi olabilmesi için: İcra organı tarafından, borçluya karşı ve icra takibinin ilerlemesini sağlayacak şekilde yapılması gerekmektedir. İcra hukukuna cüz’i icra da denilmektedir. Buna göre, borçlu malvarlığının sadece belirli bir kısmıyla, bir veya birkaç alacaklısına karşı sorumludur. Külli icra da denilen iflas hukukunda ise borçlunun sorumluluğu kül olarak yani bütün malvarlığı ile bütün alacaklılarına karşıdır. İflasta, hem alacaklı hem de malvarlığı açısından küllilik söz konusudur. Bir diğer ayrım, icra hukukunun bütün borçluları kapsaması iken; iflasın sadece tacirler açısından söz konusu olabilmesidir.